18 Haziran 2019, Salı
Sabri  EREN

Sabri EREN

DİSLEKSİ

08 Nisan 2019, Pazartesi 17:59

Takip Edin

Başlığı elbette okuyamadınız, muhtemelen anlam da veremediniz... Bunun sebebi gazetenin basımında meydana gelen teknik bir hata değil ve tabi ki sizden kaynaklanan bir eksiklik de değil…

Ancak disleksili bir birey olsaydınız, “DİSLEKSİ” kelimesini okumanız istendiğinde başlıktakine benzer karmaşık semboller olarak görecek ve şimdi olduğu gibi yine okumakta epeyce zorlanacaktınız.

Peki disleksi demişken nedir bu dileksi bakalım…

Disleksi, bazılarımızın bu zamana kadar belki hiç duymadığı ancak son dönemlerde toplumca biraz daha fazla duymaya başladığımız, özellikle  okumayı bununla beraber yazmayı ve konuşmayı da etkileyen bir çeşit öğrenme güçlüğüdür.

Öğrenmeyi geciktiren bir güçlük olmasından dolayı bu durumu zihinsel bir yetersizlik olarak algılayabilirsiniz. Ancak bilinenin aksine bir çocuğa disleksi tanısı konulabilmesi için zeka düzeyinde bir sorun olmaması gerekir. Örneğin 160 IQ ya sahip Albert Einstein gibi bazı ünlüler de disleksili ve bu yüzden disleksi “dahilerin hastalığı” olarak da biliniyor.

Disleksi tanısı almış bir birey yine sanılanın aksine üretken düşünce gücüne sahiptir ve rahatlıkla yeni fikirler üretebilir.

Okuma konusunda her disleksili birey kendisine özgü bir tarz geliştirir. Genellikle  cümle sonundaki kelimeyi değiştirerek okuduğu için, okuduğuyla ilgili özet çıkarması istendiğinde  ya da soruları yanıtlaması istendiğinde başka şeylerden konuşabilir. Ancak aynı yazıyı başkası okuduğunda konuyu çok daha iyi anlayıp, soruları çok daha iyi cevaplayabilir. Bu yüzden kişinin sık sık kitap okuması sorunların azalmasını sağlayacaktır.

Disleksi tanısı almış bir çocuk 6-9, 7-4 gibi rakamları ayırt etmede sorunlar yaşayabilir. Yazı yazarken sık sık sıra, satır, harf atlayabilir; “E” harfini “3” gibi ters yazabilir. Harfler birbirine çok yakınmış gibi gelir ve genellikle “u” harfini “n” harfi gibi algılayabilir. Bu yüzden daha fazla yazı yazmak bu sorunların azalmasına yarımcı olur.

Konuşurken “araba” yerine “abara” gibi sözcük telaffuzunda problem yaşayabilir veya heceleri tersten okuyabilir.Bu sorunlardan dolayı özgüvenini çabucak kaybedip okula gitmek istemeyebilir ve derslerle alakalı konuşmaların olduğu ortamlardan bile kaçınma davranışları gösterebilir.

Tabi ki tüm çocuklarımız için geçerlidir ancak özellikle disleksi tanısı almış bir çocuğumuzun  başkalarıyla kıyaslanması onda daha fazla özgüven sorununa neden olur. Bu yüzden çocuğumuza “umursamıyorsun, yaramazsın, başkaları yapıyor istersen sen de yaparsın” gibi sözler sarf edilmemelidir. Bunun yerine özgüveninde hasar oluşmaması için daha fazla sabır göstermek, kendisine olan güvenin artması için sürekli tebrik etmek gerekir.

 Öğrenme güçlüğü çekildiği için bu durum dikkat süresinin de  kısa olmasına neden oluyor. Bu yüzden ders çalışılan ortamın mutlaka düzenli olmasını sağlamanız gerekir. Aynı dikkat sorununu konuşma sırasında da çektiğinden anlama sorunları da yaşayabilir. Özellikle hızlıca verdiğiniz talimatları anlama ya da önemli kısımlarını hatırlamada sorunlar yaşayabilir.

Okuma ve öğrenme bozuklukları yaş ilerledikçe ve eğitimle  azalıyor ancak tamamen düzelmeyebilir. Genellikle yavaş okuma ve ufak tefek yazım hataları kalıcı olabiliyor.

Normal bir okul programı dislektik çocukların öğrenme ihtiyacını karşılamaya genellikle yetmiyor. Bu çocuklar özel çocuklardır ve aşağı yukarı her biri için “nasıl öğrenebilir” sorusunun cevabını bularak ilgilerine göre ayrı ayrı özel eğitim programı uygulamak gerekiyor. Mesela ders, okul ödevi, kitap okuma gibi işleri mümkün olduğunca oyunlaştırarak yapmayı tercih ederler.

 “Çocuğum toplumda fişlenir” gibi düşüncelerle tedbir almamanız zaman kaybına ve çocuğunuzun yaşıtları ile arasındaki farkın çok daha hızlı açılmasına neden olur. Bu yüzden çocuklarınız için eğitime en uygun an sorunlarını fark etiğiniz andır. Onlara herhangi bir eğitimi değil, uygun olan eğitimi aldırmanız önemlidir…

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.