18 Haziran 2019, Salı
İsmail ÖZMEL

İsmail ÖZMEL

TÜRKÇE BİR MUSİKİ DİLİDİR

29 Ocak 2019, Salı 15:11

Takip Edin

Türkçeyi yıllarca konuşup yazmış olanlar bile, sekiz ünlüye sahip Türk dilinin bir musiki dili olduğunun farkında değildir. Türkçe, dünyanın en çok konuşanı olan diller arasında beşinci, en geniş sahada konuşulan diller arasında üçüncü dildir. Türkçe, tarih boyunca birçok devletin resmi dili olarak yaşamıştır.

Bazı yabancı dillerde, bizim alfabemizdeki bir harfin sesini yakalamak için iki, üç bazen dört ünsüzün yan yana dizildiğini biliyoruz. Bunun yanında, bazı dillerde, ünsüz harf demetlerinin başta, ortada, sondaki konumu ile okunuşlarının değiştiği dikkatli okurların gözlediği bir durumdur. Fransızcada tion’la biten bütün kelimeler siyon diye, İngilizcesi şınıl diye okunur. Bunlar hafızaya yük olan ayrıntılar. Türkçenin böyle bir zorluğu yoktur, nasıl yazılmışsa öyle okunur, nasıl söylenmişse öyle yazılır. İdeal bir dildir Türkçe. Dilbilgisi Kuralları yönünden Türkçenin; sanki dünya dilcilerinin toplanarak geliştirdikleri bir dil gibi; dilbilgisi kurallarının matematiksel bir uyum gösterdiği ve istisnalarının çok az olduğu da bilinmektedir.

Dünyanın en kolay öğrenilecek dillerinden birisinin Türkçe olduğunu çoğumuz farkında değiliz. Okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan Türkçe bilgisayar çağının da aradığı dillerden birisi olduğunu çocuklarımıza ne kadar öğretebildik? Bilgisayarda, daktiloda en hızlı yazma yarışmalarını hep Türkçeyi iyi bilenlerin kazandığını da kimseye duyuramadık.

Türk grameri konusunda çok ilginç tespitler vardır. Bir örnek vermek gerekirse: “Türkçenin sağlamlığı, mantığı ve düzeni konusunda Alman Türkolog Maks Müller şunları söylemektedir: “Türkçeyi söyleyip yazmak hususunda en ufak bir arzu beslemiş olan kimse için bile bir Türk grameri okumak hakiki bir zevktir. Gramer şekillerini meydana getiren hünerli tarz, bütün yapım ve çekim(declinasion, conjugasiyon) sistemlerine hâkim olan kıyasîlik hâli lisanda tecelli eden beşer zekâsının bu harika kudretini duyanları hayrete düşürmekten geri kalamaz. İnsanın ancak iptidai ihtiyaçlarını anlatmaya yetecek kadar az miktarda köklerle duygu ve düşüncenin en ince menevişlerini anlatabilen bir ifade aleti yapmak; manası belli belirsiz bir mastarla sert bir emir maddesinden ‘vücûbi ve inşai’ gibi sigalar, ‘muzari ve müstakbel’ gibi zamanlar çıkarmak; birbirine uymaz ses parçalarından her tarafı derli toplu, kaideli ve tamamıyla ahenkli bir fonetik sistemi yaratmak. İşte insan zekâsının dilde işleyip meydana koyduğu eser budur.”

“Dillerin birçoğunda bu iptidai yaratılış çığırından artık iz kalmamıştır. Hâlbuki bunun aksine olarak Türkçenin gramerinde tamamıyla Saf bir dil yapısı görüyoruz. Bu öyle bir gramerdir ki bir billur kovan içinde bal peteklerinin oluşunu nasıl seyredebilirsek onda da düşüncenin oluşunu öyle seyredebiliyoruz. İnsan bu dilin yüce bir bilim akademisi müzakerelerinden çıkmış olduğu zannına düşebilir. Fakat Türkistan bozkırları arasında kendi başına kalmış beşer zekâsının sadece kendi yaratılışından ayrılmaz kanunlar delaletiyle yarattığını hiçbir âlimler cemiyetinin yaratmasına imkân yoktu.”(Hazırlayan Prof. Dr. Günay Karaağaç. V. Lefke Edebiyat Buluşması. Türkçenin Dünya Dillerine Etkisi. Ankara 2004, s:176)

TÜRKÇE VE MATEMATİKLE DİRİLECEĞİZ

Türk Anştaynı Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun “İlerisi İçin” adlı eserini okuyordum. Rahmetli üstat eserinin 8. Sayfasında “Türkçe ve Matematik ile dirileceğiz” ,

“Herkes matematik öğrensin! Türkçe matematik gibidir… Biz naçizane, Türkçe’nin yapısal cebirini kaç sene önce çıkardık. Yüz otuz yıl evvel de Türkçe’nin hendesesini(geometrisini) Alman dilbilimciler bulmuş.”

“Türkçe’nin, üstün bir matematiksel yapıya sahip, fevkalade güçlü, sürekli kendini türetebilen, bilime, tekniğe en uygun dil olduğunu anlatırken, oradan başlayıp gençlere her dal için matematik temelleri edinmenin önemi ve matematikten yoksun bir bilim dalının lâf salatasından ibaret kalacağı üstünde durduk.”(s:9)

. “Bilimle aklınızı geliştirmek için matematiğe, gönlünüzü geliştirmek için de Türkçeye sarılınız.” Nasihatimiz meyvesini vermeğe başladı. Şükürler olsun. Allah gençlerimizin bilim, millet ve insanlık için başarılarını artırsın.” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu . Herkesin bıraktığı yerden biz başlarız. İLERİSİ İÇİN, onuncu baskı. 2010 İstanbul. S:8-9)

Türkçe sevgisini sevgi dağarcığınızın en başlarına yazdığınız için ben de okuyucularıma teşekkür ediyorum.

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.