24 Mayıs 2019, Cuma
İsmail ÖZMEL

İsmail ÖZMEL

TÜRK EDEBİYATININ ELEŞTİRMEN İHTİYACI

19 Şubat 2019, Salı 17:40

Takip Edin

Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyet döneminde roman ve hikâye, DENEME türleriyle zenginleşen Türk edebiyatı, kısa sürede güzel örneklerle kütüphane raflarında yerini aldı. Yüz yılı geçkin bir zaman içinde roman ve hikâye, Nobel’e uzanan bir başarı çizgisini yakalamışsa Türk edebiyatı, iyi bir yolda olduğunu SÖYLEYEBİLİRİZ. Bu noktaya nasıl geldiğimizi, hangi duygular, hangi sebeplerle gösterilen gayretler edebiyatımızı bugünkü noktaya ulaştırdı. Namık Kemal’in Tasviri Efkâr’da yayınladığı (1866) Lisan-ı Osmaninin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir ’den 2019 yılına gelmek, hem kolay olmamıştır, hem de belli bir seviye yakalanmıştır. Osmanlı döneminde bir mektup yazmak için 6-7 YIL öğrenim görmek gerektiği de düşünülürse, çok edebiyatçının, fikir adamının ve yöneticinin öngörüleri ve gayretleri, yahut da olumsuz bakışları sonucu ancak bu noktaya gelebildik.

Türkçenin tarihi serencamına BİRAZ YAKINDAN BAKINCA görüyoruz ki, özellikle Osmanlı döneminde, Türkçenin divan edebiyatı, süslü ve aydınların anlayacağı bir kelime kadrosu ile güzel şiirlere vücut verdi. Bu dönemi sanatları ve derinliği ile çocuklarımıza öğretmek bir görevdir. Çünkü geleneğinden koparılan sanat ve edebiyatın güç kazanması daha meşakkatli olmaktadır. Burada belki üzerinde durulması gereken konu aynı kelimelerle aynı şekilde şiir yazmak edebiyatımıza ve Türkçeye ne kazandıracaktır sorusunu kendi kendimize sormaktır. Elbette aynı kelime kadrosunu gündeme getirmek değil ama bu kelimeleri de bilerek düşünmek ve anlaşılır bir Türkçeyi üstün tutmak gerekir. Çünkü dil canlı bir varlıktır. Biz istesek de istemesek de kendini yeniler ve kadrosuna beğenerek aldığı yeni kelimelerle daha geniş ve daha zengin bir kültür hamulesini oluşturur. Böylece de milli kültürle beraber tarih bilgimizi ve tarih bilincimizi ve Türkçe sevgimizi, bütün zarafeti ve ahengiyle rahat nefes alır hale getirmiş oluruz.

Romanda, hikâyede, denemede, şiirde, başlı başına bir Türk Edebiyatı dünyası kuruldu ve ulaşılan seviye uluslararası bir seviyeyi yakaladığı düşünebilir. Kardeş edebiyatların da bu bağlamda değerlendirilmesi unutulmayarak.

Yalnız eserlerin başka dillere çevrilme konusunda zorun zoru bir mevzuat var. Devletin tercüme için koyduğu imkânları sadece yayınevleri kullanabilir hükmü bu işi zorlaştıran engellerden birisidir. Yazarlara da Kültür ve Turizm Bakanlığına müracaat hakkı tanınmalıdır. Yabancı dillere çevrilmede; roman ve hikâye, deneme ve diğer eserlerin; tercüme teşviklerinden, yayınevleri yanında yazarların da faydalanmasını sağlamak gerekir. Bu zorluğun başka yoldan aşılması, bu imkânlar içinde, mümkün değildir.

26. 10. 2017 günlü Hürriyet gazetesinde, Doğan Hızlan, yurt içinde çok satanlar arasında gösterilen bir eserin tercüme edildiği dilde hiç ilgi görmediğini anlatıyordu. Onun için edebiyatımızı; geniş bir yelpaze içinde; dışarı açmamız gerekir. Özellikle bu işler için kurullar oluşturulmalı, hem de tercümeye layık eserlerin listesini basına vererek, yazarlar moral olarak desteklenmeli, heveslenenlere hayal kurma imkânı verilmelidir.

Roman ve hikâye 19. Yüzyılın başlarında ve ondan sonraki dönemlerde edebiyatımızda yer buldu. Son dönemlerin de güzel örnekleri vardır. Bunu görebilmek için bu konudaki eserlere ulaşmak imkânının sağlanmış olması, okumaya da imkân ve zaman yaratılması gerekir.

Bugün roman deyince akla ilk gelenler, Halit Ziya Uşaklıgil, Mahmut Yesari, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Akagündüz, Mithat Cemal Kuntay, Mehmet Rauf, Kemal Tahir, Attila İlhan, Turgut Özakman, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Tarık Buğra, Cemil Meriç, Ahmet Ümit, Nobelli Orhan Pamuk, Elif Şafak, Yaşar Kemal gibi isimlerdir. Halbuki birçok yazar roman denemeleri yapmaktadır. Bunları değerlendirecek münekkitlere(Eleştirmenlere) ihtiyaç vardır.

Bugün en önemli eksiğimiz, her ilimizde hiç olmazsa belli seviyenin üzerindeki yayınları bulabileceğimiz kitap satış yerlerinin olmamasıdır. Kalıcı eserlere ulaşmamız mümkün hale gelse daha objektif örnekler sunabilir, daha gerçekçi değerlendirmeler yapılabilir.

Özellikle şiir ve roman bahsinde bir enflasyon yaşıyoruz. Bunu da görmezden gelemeyiz. Sanırım okuyucuyu rahatsız eden de bu kadar çok yayın içinde aradığını bulamamaktır. Ama realite bu, zaman içinde öne çıkanlar olacaktır. Bu ortamda eserleri takdim edecek, onların kusurlarını veya güçlü taraflarını ortaya koyacak münekkitlere ihtiyacımızın olduğunu söylemeliyiz.

 

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.