08 Aralık 2019, Pazar
İsmail ÖZMEL

İsmail ÖZMEL

KAYIP ZAMANIN PEŞİNDE (11) ŞEHRİN GENLERİ İLE OYNAMAK

19 Eylül 2019, Perşembe 11:56

Takip Edin

Şehir ve medeniyet bahisleri o kadar sevimli ve verimli sahalardır ki, her yazarın, her düşünürün bir şehir anlayışı vardır, zaman zaman da yazılarında bunlara yer verir.

Şehir nedir, onun kişiliğini yoğuran unsurlar nelerdir. Bir şehirden ayrılanlar, geri dönünce neleri tekrar görmek, ziyaret etmek isterler, hangi eksiklerin devam edip etmediğini merak ederler?

Şehrin ilk kuruluşu ve yapısal gelişimini ibadethaneler ve tarihi eserler şekillendirmiştir. Şehirler tarihi, mimari ve kültürel birikimlerin yaşadığı açık hava müzesi gibidirler. Bir hayat anlayışını, kültürü ve medeniyeti temsil ederler. Mimari eserler şehrin kimliğini belirlemek yönünden de kıymetli birer belge niteliğini taşırlar. Onun için şehirde bir imar faaliyeti, yeni yol açma ve tesis kurma gibi faaliyetlere girişirken, önce şehrin kimliğiyle ters düşmeyecek, belge niteliğindeki yapı ve görüntüleri bozmamaya dikkat etmeleri gerekir. Bu demek değildir ki, yüzyıllar önce yapılmış eserleri korumak kâfidir, hayır her devrin böyle kimlik kazanmış yapıları vardır, mesela şimdi Anadolu lisesi olarak kullanılan eski Orta okul binası, hemen yanı başında mezunları ile haklı bir şöhreti yakalamış Niğde Lise binası, Gazinin gelip bir gece sohbetiyle şenlendirdiği Ordu evi(şimdi Yeşilay derneği başkanlığı elindeki yapı), Eski adliye binası gibi yapılar da günümüzden tarihe intikal etmesi gereken yapılardır. Bin gün bu listeyi biraz daha ayrıntılı olarak sunmak isterim. Hatta Vakıf İşhanı, ama böyle dörmedöküm değil ilk yapıldığı gibi medeni ihtiyaçlar için eksikleri tamamlanarak. Yık yap, yık yap böyle gitmez bu anlayış. Bizim inşaat yapmaktan başka bir işimiz olmayacak mı? Binaları ve insanların zihinlerini ve sanat zevklerini ne zaman inşa edeceğiz. Ne zaman dürüstlüğün ve güzel ahlakın ön safa geçeceği bir toplumu inşa edeceğiz. Bilim ve gerçek aşkını gönüllere yerleştireceğiz?

Şehirlerin başlangıçtaki kuruluş düzenini bozmamak gerekir çünkü o görünüm rastgele sağlanmış bir görünüm değildir. Zaten bir takım turistik ve estetik duyarlılık şehirleri eski haliyle yaşatmaya, yapıları ve şehrin konumunu bozmamaya özen gösterirken, bazıları adeta şehri kökten değiştirmek istercesine hayaller kuruyor. Bunu bir müjde gibi şehir sakinlerine sunuyor.

Şehri tanınmaz hale getirmek, nasıl bir mantığı, nasıl bir şehir anlayışını ifade eder bilemiyorum. Bir de böyle bir bina temizliğinin maliyeti ve onun karşılanması da göz önünde tutulması gereken hususlardan değil midir?

Yani şehri tanınmaz hale getiren mantık bir anlamda hatıralara, alışkanlıklara ve şehrin kişiliğine bir saldırıda bulunulduğunu hiç aklına getirir mi bilemiyorum.

Yapılmış binaları yok farz ederek şehir planı yapılamaz. Özellikle altmış yetmiş senedir devlet dairelerinin kullandığı ve şehrin temel düzenine yön veren binaları elli atmış yıl sonra yıkıp yeniden yapmaya kalkmak, hem zaman ve enerji kaybıdır hem de birikime imkân vermeyen bir anlayışı ifade eder.

Biz kerpiç binalardan taş binalara geçişi; özellikle bağ evlerinde; yirmi beş- otuz yılda yeniden ev yapmak, yeniden duvar çekme zahmetinden kurtulduk, diye sevinmiştik. Şehirlerimiz kalıcı çizgilerini muhafaza edecek ve devletin mahdut bütçesini, bina yap, elli altmış yıl sonra yık yeniden yap, bu ne derece akıllı ve hesaplı bir anlayıştır. Paran varsa Birko’yu dirilt, yoksa devleti veya belediyeyi niye borca sokuyorsunuz diye vatandaş sorsa ne cevap verilecektir? Düşünmeye değmez mi?

Şehrin genetiği ile oynamayınız, bırakınız tarihi seyri içinde gelişmesini sürdürsün, zaruri ihtiyaç olan meseleler dururken; mesela milli kütüphane ayarında bir büyük kütüphane ve şehir müzesi gibi; ihtiyaçlar dururken; bırakınız şehrimiz sakinlerine benzemeye devam etsin. Bundan sonrakilere şehir sakinlerinin de fikrini sorarak, uydu şehircikler kurulabilir. Ama asıl şehrin muhafazası elzemdir. Şehir konusundaki düşüncelerimden bazıları böyle, siz tabii ki istediğiniz gibi düşünebilirsiniz. Nihayet bir ortak noktaya gelmek mümkündür diye düşünüyorum.

 

Makale Yorumları

  • Nigdeli Naci

    Nigdeli Naci

    26.09.2019 14:06

    Bir zamanlar Niğde'de yol yapacağım diyerek yakın ve partı cevresine arsa bina satın aldıran kazandıran (gizli toplantı) ama bu arada bütün rum osmanlı evlerini yıkan bedelini devede kulak amerikada surada burada bulunan sahiplerine az ödeyen adaletten dem vuran bir iblis vandal belediye reisi geldi yıktı kanunu hiçe saydı artık yaşamıyor. Eğer onlar kalsaydı Niğde tipik şirin bir ecdat şehri olurdu. Yazık bu millete ülkeye yazık birinin yaptığını diğeri bozuyor. Kale ve cevresi sit alanı ama ağaç diken echeli cühela bir yerel idare var ağaç kazı alanına zarar verir. Kale kazılmalı orada kale ile cami arasında antik yapılar olması lazım bunu Albert Gabriel diyor kitabelerde o yapımın mermerlerini tespit ediyor orada yine bir yeraltı sığınağı var kazdırın. Yapıcı olun yıkıcı olmayın aktif olun. İsmail Özmel beyefendi çok güzel bir konuya değinmiş hala geç değil Niğdemizi en yakın zamanda kazdıralım restore edelim. Kazılar inanılmaz sayıda asarı atıkati ortaya çıkaracak. Yer altı artık görüntülenebiliyor teklif edin Alman okulları bedava yapar ama bizim ecdadımız biz yapalım yayın hakkı bizim olsun gerçekleriyle gurur duyalım. Sevgilerimle.

Yorum Yazın

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.