18 Haziran 2019, Salı
Fırat  ENSARİ

Fırat ENSARİ

ŞEHRİ EMİN

08 Nisan 2019, Pazartesi 17:52

Takip Edin

Çok değil daha geçtiğimiz hafta bu vakitler, son aylara damga vuran seçim fırtınasının savuran son esintilerinin, sonuçların açıklanmasıyla beraber yerini sakin kuytulara bırakışını izliyorduk.

Adaylar belirlenmeden önce kimlerin aday olup olmayacağı, parti içi çekişmelerin nasıl dizginleneceği sorusu ön plana çıkıyordu.

Adayların belirlenmesi ile birlikte kimin kime nasıl bir üstünlük sağlayacağı, hangi politik manevrayla nasıl öne geçileceğinin kurgusu ve uygulama becerileri arenaya çıkıyordu.

Öyle oluyor, böyle oluyor nihayetinde seçilmiş olmanın belgesi niteliğini taşıyan mazbatayı eline alan, bu yerel seçimin galibi olarak koltuğa oturuyordu.

Hikmeti kendinden menkul o koltuğun hükmettiği gücü, geçmiş zamanların putları gibi algılayıp, her nevi riya ve yalakalıkla bir çeşit tapınmaya çevirecek olan bu işlerden nemalanma arsızları için ise, değişen bir şey olmuyordu.

Zaten pozisyonlarını ona göre almış,

Zaten birkaç adaya aynı anda oynamış,

Zaten parti içinde kuyusunu kazıp, seçimi kazanamasın diye her tür entrikayı çevirmiş,

Şimdiyse kazanan adayın gölgesinde, olmayan utanmalarının ve arsızlıklarının gücüne güvenerek, kemik peşinde kuyruk sallıyorlardı.

Ötekinin kaç parası var, ne kadar malı var sorularının bulandırdığı beyinler ne yazık ki başkalarının tepsilerinden gözlerini ayırmazken, kendi tepsilerine himmet edebilecek seçilmişin gözünden gözlerini ayırmıyorlardı.

Seçilmişin işi ise en zoruydu.

Mutlaka gönül bağıyla bağlı candan, partili veya partisiz birçok değerli insanın desteğini arkasına alarak çıkacağı yolda, onların duası ve samimiyetini göz ardı etmeden…

Bundan sonrasında,

Etrafını sarıp nefes almasına dahi fırsat vermeyecek olan karınları tok, lakin gözleri uzayın kara delikleri kadar aç bir kesim sinsice bekliyordu.

Böylesine sıkı bir kuşatılmışlık siyaset mekanizmasının doğası olarak algılansa da, yaşadıkça oluşacak şaşkınlığın yanlışlarına sürüklenmemek, seçilmişin özgün gayretine kalıyordu.

Kusurlu insanların dünyasında kandırmak da doğal olduğu için, kandırılmalar karşısında dik dururken, haklının ve mazlumun karşısında dik başlı olması arzulanıyordu.

Ne kadar zenginleşirse zenginleşsinler, paraya bir o kadar muhtaç olanlara,

Ne kadar yükselirlerse yükselsinler, terfi etmeye aç olanlara,

Zillet ve kibirle dünya malını kendine kıble yapanlara,

Fesat ve hasetle nesnelere kul olanlara,

Yanındaymış gibi gözüküp galibiyetle omuzlara alma çabasına girenlerin, ellerine düştüğünü varsaydıkları ganimet gözüyle bakanlara,

Tüm bunlara karşı…

Sebatkar bir seyyah sabrıyla tüm evreni sırtında taşıyan azimli bir kaplumbağa misali, Niğde’yi bütün ağırlığıyla sırtlayacak…

Başta kendini

Sonrasında ise babasının ismi gibi,

Şehri Emini olduğu kentini

Yağmalatmaması gerekiyordu.

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.