23 Şubat 2019, Cumartesi
Dursun Özden

Dursun Özden

Niğdeliler Helik mi?

29 Ocak 2019, Salı 15:22

Takip Edin

Helik, helig, helük sözcüğünün anlamını bilenler, bana hemen helik helik kızacaklar, içten içe kıs kıs gülecekler ya da övecekler…

 Peki “helik” ne demektir? Türk Dil Kurumu Sözlüğünde, “helik” şöyle tanımlanmaktadır:

Helik: Duvar örülürken, büyük taşların arasına konulan ufak tefek taşlar. Eski ayakkabı. Kara batmamak için ayağa giyilen, altı şerit şeklinde kesilmiş gönlerle kaplı, yuvarlak bir çeşit kar ayakkabısı. Çocuk ayakkabısı, patik. Yemeğin içinde bulunan küçük taneler. Erik ve başka ezmelerin içinde bulunan kabuklu kısım. İneklerin boynuna takılan ve mengür denilen ağacın ucundaki ip. Sellerde sürüklenip biriken ağaç parçaları. Tezek. Ortasına iğ geçirilmiş, huni biçiminde, iplik bükmeye yarayan küçük taş. Çevresi ağaç, kafes kısmı hayvan derisinden yapılmış çember biçiminde karda yürüme aracı. İşe yaramaz ufak taş parçaları…

Büyük metropol kentlerde yaşayan öteki Anadolu insanları gibi Niğdelilerde, yalnızca seçim dönemlerinde anımsanmaktadır. Yaşam koşulları gereği büyük kentlere göç eden Niğdeliler, hemşerilik kültürü gereği yerel semt ve il derneklerinde sınırlı da olsa örgütlenmeye başladılar. Geldikleri ata yurtlarının geleneksel kültürlerini yaşatmak ve “birlikten kuvvet doğar” algısı ile örgütlenmeye başladılar. İstanbul’daki Niğdeliler de bu anlayışla bir araya gelip önce dernek, sonra da federasyon ve konfederasyon şeklinde örgütlendiler. Ses getirmeye başladılar. Bu ses, her şeye karşın cılız ve yetersizdir.

Geçtiğimiz günlerde farklı illerde ve İstanbul’da yapılan “Marka Kent Niğde” toplantıları, yetersiz ve eksikte olsa; bu büyüme ve arayışın önemli bir parçasıdır. Şimdilerde ise, 29 Mart 2019’da yapılacak yerel seçim çalışmaları, büyük hızla sürüyor. Türkiye’nin en büyük metropol kenti olan İstanbul ve ilçelerindeki seçim propagandaları da bu ölçekte devam ediyor…

Bu telaş içinde, geçtiğimiz gün “İstanbul Anadolu Yakası Niğde Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği, Ataşehir’deki bir toplantıya davetli olarak katıldım. Bildik siyasi partiler ilçe temsilcileri, İstanbul Anadolu yakasında oturan Niğdeliler, Muhtar, Başkan ve Belediye Meclis Üyesi adayları katıldı. Konuşmacılar bildik kirli, itici, ayrıştırıcı ve “ben” odaklı konuşlarıyla dikkat çekti, tepki aldılar… Ve en ilginç ve hüzünlü durum ise, muhtar dâhil bu adaylardan hiç biri Niğdeli değildi… Vay halimize… Yoksa biz helik miyiz?

Mersin’de 60 bin ve İstanbul’da 200 bin Niğdelinin yaşadığı iddia edilmektedir. Farklı kentlerde yaşayan, her meslekten ve özellikten Niğdeli; insanlık ve Cumhuriyet tarihinin her döneminde, devletin ve sosyal yaşamın en üst yerlerinde hizmet etmiş ve etmektedirler. Bürokrasi, diplomasi, iş dünyası, teknik, basın, yayın, kültür ve sanat dallarında en güzel yerlerde, vatana ve halka özveriyle hizmet vermektedirler. En sağcısından, en solcusuna kadar yurtsever ve halk sever olan Niğdelilerin varlığına, tarih tanıklık etmektedir… Ama nedense, kentlerde en örgütsüz ve kendi hayat telaşı içinde bencil takılan topluluk, Niğdelidir… Neden?

“İstanbul’da yaşayan örgütlü Karslılar, Sivaslılar, Karadenizliler, Doğu ve Güneydoğulular kadar bile olamadık” diye yakınmanın da hiç kimseye faydası yok… Atı alan Üsküdar’ı geçiyor… Niğdeliler hala yaya… Niğdeliler hala helik mi?

Herhangi bir Niğdeliye sorsanız; “Biz Anadolu’nun aydınlık yüzüyüz. Biz Anadolu coğrafyasında, düşmanın ayak basmaya cesaret edemediği, stratejik özellikleri olan bereketli toprakların vatansever insanıyız. Binlerce yıl soylu kökleri olan Türk Kültürünün zengin mirasının bekçileriyiz. ‘Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Anadolu” otağının; gelenekten geleceğe uzanan temek direğiyiz…” derler. Oysa Orta Asya’da yaşayan Şaman Türk otağının temel direği, helik değildi. En sağlam ağaçların gövdesinden yapılan ve göçlerde, en yağız at ve develerin taşıdığı en güvenli devlet malıydı. Tarihi sanat eserlerin, köprülerin, kemerlerin, hanların, hamamların, camilerin ve güçlü yapıların taşıyıcı kolonları, güçlü ve düzgün köşe taşları, helik değildi. Niğde Kültürünün ve insanının özünde helik olmak olmamalıdır…

Helik deyip geçmeyiniz… Helik de işe yaramaktadır. Yapının temel taşı olmak varken, helik olmak komik… Artık Niğdeliler de tarihin pek çok zamanında tanık olunduğu gibi, silkinip özüne dönecek, helik olmak yerine; Cumhuriyet Devrimlerinin bekçisi ve Demokrasi kültürünün temel yapı taşı olmayı becerebilecek deneyim, yetenek ve özelliklere sahip olduğunu kanıtlayacak güce ve dayanışma ruhuna sahiptir. Böyle biline… Niğdeliler helik olmaktan kurtulup, Demokrasinin yapı taşı, Ata kültürünün ve Cumhuriyetin taşıyıcı ana direği olmalıdır, yeniden… Helik olmak neyimize…

Dursun Özden

www.dursunozden.com.tr

Makale Yorumları

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.