19 Mart 2019, Salı
Cengiz KAYACILAR

Cengiz KAYACILAR

CERENSİZ MELENDİZ !

12 Mart 2019, Salı 13:56

Takip Edin

   Her sene öğrencilerime yönelik teknik geziler yaparım. Bu gezilerden birinin de Niğde Volkan Yöresi’nde olmasına özen gösteririm. Bazı yaz sezonlarında da Tübitak doğa eğitimi projeleri düzenleyip yurdun her tarafından seçilmiş öğrenci arkadaşların da Niğde Dağları’nı ve özellikle Melendiz Dağı’nı tanımalarına zemin hazırlarım.

 

   Yine böyle bir proje gezisinde Çiftlik Ovası’ndaki Tepecik Höyüğü’nde her yaz mevsimi devam eden arkeolojik kazı çalışmalarını ziyaret etmiştik. Kazı ekibi çay molası vermiş ancak iki uzman farklı noktalarda titizlikle çalışmaya devam ediyordu. Kazı başkanlığını yapan hocamız, kursiyerlerimize genel bir tanıtım konuşması yapmaya başladığında ben gruptan ayrılıp bu iki uzmanın neyle uğraştığını yakından görmek istedim.

 

   Uzmanlardan birisi, irice bir çömleğin içinde defnedilmiş bir bebeğin iskeletini hafif fırça dokunuşları ile temizliyordu. “Bu bir bebek mezarı” dedi. O zamanki, yani M.Ö. 6400 yıllarında (Çanak Çömlekli Neolitik Çağ) bu höyükte yerleşik hayatını sürdüren ailelerin, ölülerini evlerinin zeminine defnedip mezarlarıyla beraber yaşamaya devam etmek gibi bir gelenekleri olduğundan bahsetti. Bu belki de Tanrı ve öte alemde yeniden dirilme inancına ait en ilkel uygulama olabilirdi.

 

   Kazı alanının diğer ucundaki ikinci uzman ise yarısı henüz toprağa gömülü bir koç boynuzu üzerinde aynı titizlikle çalışıyordu. Yanına vardığımda bu boynuzun bildiğimiz ıslah edilmiş koçların boynuzlarından çok daha heybetli olduğunu fark ettim. Bunun bir Ceren boynuzu olduğu belliydi.  Anadolu Yaban Koyunu olarak bildiğimiz ve Anadolu’ya özgü endemik bir alt tür olan Ceren, yerleşik hayata geçerek tarım yapmaya başlayan Neolitik Çağ insanının bu bölgedeki başlıca av hayvanı olabilirdi. Ayrıca kazı çalışmalarında bol miktarda bulunan kemikten yapılmış aletler ve süs eşyaları için de önemli bir hammadde kaynağı idi. İlk yerleşimci insanların hayatına bu şekilde girmiş olan Ceren’in, devam eden tarih öncesi süreçte ehlileştirilerek şimdiki ıslah edilmiş koyun ırklarına atalık yaptığı ihtimali de bulunuyor…

 

   Anlaşılan o ki, binlerce yıl önce Melendiz Dağı’nın ilk yerleşimcileri Ceren ile hayati bir bağ kurmuş, tarım devrimine katılmanın ötesinde, yabani ırkların ehlileştirilip hayvancılığın da başlatılmasında pay sahibi olmuşlardı. Proje kursiyerlerimizle bu heyecan verici bilgileri tam da yerinde uzmanlarından öğrenmiş olmanın heyecanıyla ertesi günün arazi çalışmasını Konya’daki Bozdağ’da yapmaya karar verdik.

 

   Çünkü Melendiz Dağı’nda Ceren nesli artık tamamen tükenmişti. Halen yaşayan canlı örneklerini gözlemleyebileceğimiz tek yer Bozdağ’daki koruma ve üretme çiftliğiydi. Bozdağ’da 1960’lı yıllara gelindiğinde sadece 30-40 adet Ceren’in kalması üzerine devletimizin müdahalesiyle koruma ve üretme çalışmalarına başlanarak sayıları 600’ün üzerine kadar çıkarıldı. Bozdağ’ın alanı giderek yetersiz kalınca da 2004 yılından itibaren belirlenen diğer uygun alanlara nakledilme ve doğaya geri kazandırma çalışmalarına başlandı. Günümüzde artık; Ankara-Nallıhan, Karaman-Karadağ, Malatya-Hekimhan ve Afyon-Şuhut bölgelerinde yeni koruma ve üretme çiftlikleri bulunuyor.

 

   Proje kursiyerlerimizle Bozdağ’daki Ceren popülasyonunu gözlemleme şansına eriştik. Melendiz Dağı ile arasında sadece Obruk Platosu düzlükleri bulunuyor ve açık havalarda iki dağ birbirini görüyor. Ülkemizin diğer bölgelerine Ceren nesli kazandırılırken, insanın hayatına girdiğine dair arkeolojik delillerin bulunduğu Melendiz Dağı’na neden kazandırılmadığı sorusu akıllarımıza takılıyor.

 

   Cerenli Melendiz Dağı’nın o muhteşem eski doğallığını hayal ederken; Yaşar Kemal’in Binboğalar Efsanesi’nde anlattığı ince, uzun, dal gibi, yanık, ela renkli, iri gözlü, uzun saçlı, dağın en güzeli, Yörük Kızı Ceren’i hatırladık... Melendiz Dağı’nda doğan kız çocuklarına Ceren ismi veren kaldı mı bilinmez ama dağın gerçek sahibi Cerenleri (Ovis aries anatolica) tekrar gerçek aşkına kavuşturabiliriz… Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün Niğde volkan yöresinde de bir koruma ve üretme çiftliği kurması için girişimlerde bulunulmalı, hem yerel idareciler hem de yöre halkı tarafından destek verilmeli.

 

   Cerensiz kalan Melendiz bize yakışmıyor. Hem aşıkları kavuşturalım hem de dağ ile barışalım… Bu konuda valiliğimize ve milletvekillerimize görev düşüyor… Melendiz Dağı’nı bir eko-turizm cenneti yapmaya ne dersiniz?

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.