24 Nisan 2019, Çarşamba
Alper  GÖNCÜ

Alper GÖNCÜ

MARKA ŞEHİR OLMAK YA DA OLAMAMAK

16 Ocak 2019, Çarşamba 13:03

Takip Edin

En büyük keşifler bir ADIM’la başlar...

Yol arkadaşlarım, aziz dostlarım;  Niğde basının usta kalemi Psikolog Fırat Ensari ile Tekten Ajans başkanı Süha Tekten’in fedakarca girişimleri neticesine hayata geçirdiğimiz gazetemizin yayın hayatının uzun soluklu olmasını temenni ediyor, Genel Yayın Yönetmeni Kazım Karakaya kardeşime de başarılar diliyorum.  

Yıllardan beri Niğde neden gelişmedi diye sızlanıp dururuz, şehrimizde göreve başlayan her vali buna kafa yorar, mesai harcar, proje yaptırır, toplantılar düzenlenir, beylik laflar edilir, ancak valimiz 2-3 sene zarfında tayin olur, göreve gelen yeni vali ile birlikte film başa sarılır.

18 Ekim 2018 tarihinde sayın valimiz Yılmaz Şimşek önderliğinde, İzmir’de yaşayan Niğdelilere yönelik  Marka Kent Niğde Arama Çalıştayı düzenlendi. Çoğunlukla bürokrat ve işadamı ağırlıklı katılımcılara anketler dağıtıldı, muhtelif konular masaya yatırıldı, neşeli bir havada geçen toplantıda yemekler yendi, çaylar içilip hasret giderildi.    

Toplantı sonunda katılımcılardaki genel kanı, “Günümüzdeki manzaraya bakıp gerçeklerle yüzleştikten sonra Niğde’yi cazibe merkezi haline getirmek için neler yapılması gerektiğine kafa yormalıyız” şeklinde idi.

“Havaalanı yapılsın, teleferik yapılsın, hızlı tren gelsin” muhabbetlerinden başka, daha köklü sosyolojik değişimler, hedefler, yapısal dönüşümler başlatılmalı, kafa yapısı-bakış açışı-paradigma değişikliği için neler yapılması gerektiği tartışılmalı, mikro kasaba milliyetçiliğinin terk edilip ivedilikle Niğde ruhunun yeniden tesis edilmesi sağlanmalıdır.  

Niğde’ye dışarıdan baktığımızda, gün geçtikçe içine kapanan, mahalle baskısı hissedilen, azımsanmayacak sayıda sığınmacı popülasyonu oluşmuş, kapısına kilit vurulan-satılan fabrikaları, çocuk gelinleri ve dağcı kazalarıyla ulusal medyada gündeme gelen, betona teslim olmuş, nüfus tabelası sürekli değişen, etrafı dağlarla çevrili kasaba irisi bir yerleşim yeri görüyoruz.

Önceki rektörümüz Prof. Adnan Görür anlatmıştı; Üniversite’de tam zamanlı göreve başlayacak bir akademisyen ile görüşüp el sıkışırlar, Niğde’ye ailesi ile gelen hocamız,

kampüsten ayrılıp şehir merkezine gider. Gidiş o gidiş… Şehri ailecek dolaştıktan sonra rektör beye telefon açar;  “Kusura bakmayın hocam, bizimkiler burada yaşamak istemiyor, dönüyoruz” der.  

Bugüne kadar onlarca örneği yaşanmış bu tür kaçışların nedenlerini iyi tahlil etmenin yanı sıra, bir şehri yaşanılır kılmak için ne yapılmalı- ne yapılmamalı meselelerine kafa yormamıza ilaveten, aşağıda özetlemeye çalıştığım soru(n)lara da göz atmak gerekir. 

Neden kalifiye insanlar Niğde’de yaşamak istemez?  Niğde eşrafının çocukları neden üniversite sınavlarında il dışı tercih yaparlar? Kronikleşmiş beyin göçü nasıl durdurulur?

Niğde’yi tanıtmak, Ankara’daki Niğde Günlerinde ve EMITT fuarlarında;  köfter, elma hakı, zerdali kurusu,  yiyip kavanozda Toros Kurbağası sergilemek midir? ( Kurbağa, daha sonra Bolkarlar’daki Karagöl’e bırakılmış mıdır?)  

Geçmiş yıllarda organize edilmiş olan Elma Festivali neden yapılmaz oldu? Bu konuda somut bir çalışma var mı?  

Ülkemizde olduğundan daha fazla yurtdışında tanınan Aladağlar-Bolkarlar’ın hakkını verebiliyor muyuz? Bölgede dört mevsim hizmet verecek, adam gibi bir dağ oteli var mıdır?

Kapadokya Bölgesinin tam ortasında yer alıp da turizm rotalarının dışında kalmayı başarabilmeyi, turizm pastasından pay alamamayı bugüne kadar sorguladık mı? Kafayı akıllı telefonlardan, okey tahtalarından kaldırıp gerçeklerle yüzleştik mi ?      

“Anamın hakırdak dürümü, dut kurusu-süpürge tohumu” edebiyatı yapıp, sıla hasreti çektiğini söyleyen ama yıllar önce memleketinden ayrılıp yaban ellerde zenginleştikten sonra Niğde’ye zerre-i miktar kadar hayrı olmamış sermaye erbabı nerede? Bunun başka bir versiyonu da;  büyük şehrin girdabına kapılıp asimile olmuş, Niğdeli olduğunu unutan/saklayan, duyarsız, kimsenin tanımadığı anti sosyal tiplerdir. ( Bir avuç hayırsever ve yatırımcı idealist hemşerimi tenzih, ısrarla Niğde’de kalmayı sürdüren, iş güç sahibi kadim Niğdeli cengaver takımını tebrik ederim)       

Yoz taşra dedikodularını, adamsendeciliği, iki yüzlülüğü, kıskançlığı, boş lakırdıyı, kişisel ikbal peşinde koşturmayı bir kenara bırakıp Niğde için ne yapabiliriz diye düşünmenin vakti ne zaman gelecek?     

Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde önemli görevler yapmış devlet adamı Ebubekir Hazım Tepeyran neden kendi memleketinde yok sayılır? Adına düzenlenen Roman Ödülünü neden Beşiktaş veya Çankaya Belediyesi sahiplenir?

Kentin geçmişine neden sahip çıkılmaz?  Nerede Aile Çay Bahçesi, nerede Kara Süheyla’nın büfesi?  Eli yüzü düzgün bir Kent Müzesi neden açılmaz? Maden Müzesi, İslami Taş Eserler Müzesi, Etnoğrafya Müzesi, daha önceden var olan ama halıları bile korunamayan Halı Müzesi? Kadıoğlu Konağı ne oldu? Halkevi Binası’nın yerine dikilen ucubenin fikir babası kim?  Nerede Derman Evi, Ağa Yusuf Türbesi?

Neden tüccar, taa Tibet’e, Nepal’e  gidip halı dokutur?  Nerede maharetli kızlarımız, el dokuma halılarımız?  

Ferit Şahenk beyefendi Nusret’e Niğde Şubesi açtırsa, millet kuyruğa girse, sosyal medyada tıklansa fena mı olur?  Nerede Emre Altuğ?  Bağa bahçeye meraklı olduğunu bildiğim, Müslüm Baba filmiyle devleşen Timuçin Esen, büyükbabası Fehmi bey amcanın ruhunu şad edecek; Niğde konulu bir film çekemez mi?   

Niğde’nin yetiştirdiği devlet adamları, sanatçılar, iş dünyasının duayenleri nerede ?  Vefa nerede? Şefik Soyer Meydanı nerede? Emin Erişirgil caddesi navigasyonda gözüküyor, bilen eden yok. ( Caddenin adının değiştirilmesi, Belediye Meclis toplantısında  gündeme geldiğinde, Başkan Yardımcısı değerli ağabeyimiz Sn. Ahmet Taciroğlu, müdahale edip aynı kalmasını sağlamış. Bu anlamlı davranışına teşekkür ediyoruz )  

Mebus Faik Soylu, Ayan Azası Galip bey, Halit Mengi, Asım Eren, Tahsin Kitapçı, Meclis-i Mebusan Azası Muhittin Efendi’nin esamesi okunuyor mu?   

Nerede Nurettin Bayhan’ın, Ali Ercan’ın, İlhan Sancaktaroğlu’nun türküleri? Halıcı Hakkı’yı, Dokuz Telli’yi  hatırlayan kaldı mı?

Güncel filmlerin vizyona girdiği, gençlere hitap edecek doğru düzgün sinema-tiyatro salonu var mıdır? ( Pazar yerindeki soğuk hava deposundan bozma sinemayı saymıyorum) 

Niğde’nin yanı başındaki Kokarca Kaplıcasının üzerinde binalar yükseliyor şimdilerde…

Sarıova’ daki “Dertalan” Kaplıcasında Hafızın Ziya’nın girişimlerinden sonra başka bir çalışma oldu mu bugüne kadar?  

Kent merkezinde doğru düzgün yöresel yemekler yapan bir lokanta var mıdır? Hakkıyla Söğürme yapan  Hilmibey Lokantası neden işlemeyip Bor’a geri taşındı? Dana Kuşbaşı Kavurmayı Niğde Tavası diye millete yediriyorlar. Dünya mutfak kültürüne mal olmuş Niğde’nin arkaik yemeği olan söğüş-kellesi unutuldu mu? Koyun yoğurdu Ereğli’den geliyor, nerede bizim davarların südü?  

Nerede Dermason Fasulyesi? Dünyaca meşhur Barbunyamız? Pancar? Lahana? Germeyen Mercimeği? Sazala Domatesi? Kisasar ( Kemerhisar) Kavak Yaprağı, Şaabı, Mut Üzümü?  Üzüm bağları, bostanlar, elma bahçelerine apartman dikildi.  Amasya cinsi elma yok olmak üzere, Patates zaten hayvan yemi oluyor; çiftçi, elinde kalan malı yola döküyor. ( Bu sene bir nebze para etti de çiftçi; borçlarının faizinin çeyreğini ödeyebildi)  

Varlığından bile haberdar olmadığımız Çamardı Kulası atlarını gören bilen var mı? Nesli tükendiği söyleniyor. At Kültürü çoktan yok oldu, üç beş kırık dökük beygir dışında memlekette at kalmadı.  

Kültür Vadisi Projesi ne oldu? Saat Kulesinin altındaki dükkanlar metruk görünümde, istinat duvarı tehlike arz ediyor, restore edilen kiliseler hala ziyarete açılmadı. Kültür Vadisi Projesi oluşturulduktan sonra vadi içinde kaç konak belediyece yıkıldı veya yıktırıldı? Refik Aslan Öztürk valimizin hayali olan Cullaz Sokak projesi de ancak yirmi senede hayata geçirilebildi.

Ramazan ayında yurt dışından misafirimiz gelir otele yerleşir, kahvaltı saatini sorar;  “ sahur var, kahvaltı yok” derler Bu mudur turizm anlayışı?

Bütün bunları kırk yıl boyunca yazan-söyleyen Ömer Fethi Gürer üstadımızın dilinde tüy bitti.

Sanki yukarılarda bir yerlerde gizli bir el sürekli Niğde ile uğraşıyor.  Atalet/miskinlik büyüsü yapılmış adeta…

Cihan-ârâ cihan içindedir, arayı bilmezler,
Ol mâhiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.

“O balıklar ki denizin içindedir, denizi bilmezler”... 1500’ lü yıllarda Hayali’nin yazdığı dizeler günümüzdeki Niğde’yi anlatıyor sanki…

Halbuki  ön plana çıkaracağımız, öğüneceğimiz o kadar çok şey var ki memleketimizde…

Derin tarihsel geçmişinin yanı sıra, heyecan verici coğrafi konumu ve  zengin yeraltı kaynakları ile Türkiye’nin en verimli Kalsit yataklarına ev sahipliği yapan Niğde’de bulunan altın ve gümüş rezervlerinin ülke ekonomisine katkısı azımsanmayacak düzeyde olduğu aşikar…

Yıl boyunca Niğde’nin gördüğü güneşli günler, ülke ortalamasının üzerinde olduğundan Güneş Enerjisi projelerine verilmekte olan teşviklerden nasiplenmesi gerekir. Bu alanda başlayan yatırımların devamının geleceğini ümit ediyoruz.

Milli Mücadele’ye can-ı gönülden destek vermiş olan Niğde, bir zamanlar memleketin en güvenilir şehriydi… Topkapı Sarayı Hazineleri, Kutsal Emanetler, Kurtuluş Savaşı silahları saklanmış bu topraklarda…

Yüzyılın başlarında önemli bir merkez konumundaki Niğde’de sosyal hayatın canlılığını, 1909-10 yıllarında bilardo salonları olduğunu, hafta sonları şimdiki stadyumun olduğu yerde at yarışları düzenlendiğini merhum Mustafa Üçler’den duymuştum.  

Nüfus mübadelesi ile başlayan gerileme dönemi, kent merkezinde bulunan  askeri birliğin taşınması,  Nevşehir ve Aksaray ilçelerinin ayrılmasıyla hız kazanmış, 1992 yılında Üniversitemizin kurulması kente bir nebze ivme kazandırdıysa da yeterli miktarda sanayi yatırımı-iş imkanı olmadığından ve tarımın eski tadı kalmadığından sürekli göç veren bir il konumuna gelmiş, şimdilerde ise betona teslim olmuştur.  

Niğde’nin, tarımda Isparta’yı, tarihi kent dokusunun korunması konusunda ise  Kastamonu’yu örnek alması gerekir. Kastamonu deresi güzergâhı ve doğaya uyumu bizdeki derede de uygulanabilir. Kadim Niğde Deresi üzerine birkaç taş köprü inşa edilip yürüyüş güzergâhı haline getirilebilir.

Bereket versin, yerelden ulusala terfi eden Niğde Gazozu var da zevahiri kurtarıyor. Yurt sathında hemen her yerde bulunan yerli ve milli gazozumuza yoğun talep var.

Dilerim Yılmaz Şimşek valimiz uzun süre ilimizde görev yapar, icraatlarıyla tarihe geçer, Ünal Özgödek gibi, Refik Aslan Öztürk gibi, Vefik Kitapçıgil gibi Niğde’ye damgasını vuran efsane valiler arasında girer.

Marka Kent Proje Koordinatörü kıymetli akrabam Prof. Başaran Öztürk ile güler yüzlü Vali Muavinimiz Cemil Kılınç beye ve bu projeye emek veren herkese başarılar diliyorum. Proje kapsamına alınan maddelerden sadece bir tanesi bile hayata geçirilse; Niğde için umutlar yeşermeye başlamış olur.

 

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.